Gebelik süresince 3 veya 4 boyutlu ultrason

GEBELİKTE (HAMİLELİKTE) ULTRASON
HAMİLELİK DÖNEMİNDE ULTRASON DEĞERLENDİRMESİ
Günümüzde ultrason gebelik muayenelerinin en önemli parçası olmuştur.
Gebelikte hiçbir problem olmasa bile belli zamanlarda belli aralıklarla ultrasonografi kontrolü yapılmaktadır. Gebeliğin farklı aylarında ultrasonla farklı değerlendirmeler yapılır. Örneğin gebeliğin ilk aylarında bebeğin kilosu ölçülmez sadece kalp atımı ve kese büyüklüğü gibi değerlendirmeler yapılır, gebeliğin 5. ayında kilosu, suyu, plasentanın durumu, organların yapısı gibi daha ayrıntılı değerlendirme yapılır, bunların dışında da farklı aylarda farrklı değerlendirmeler yapılır. Gebelikte yapılan ultrason ölçümlerine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Ultrason değerlendirmesi ile yaklaşık olarak %30-35 oranında bebekte anomali olsa bile saptanamayabilir. Yani ultrason bebekteki gelişimsel bozuklukların çoğunu saptasa da her zaman hepsini saptaması imkansızdır.

Ultrasonografinin bebeğe hiçbir zararı yoktur. Radyasyon içermez. Sık aralıklarla bile yapılsa bebeğe herhangi bir zarar vermez.

Gebelikte ultrasonografi hangi amaçlarla yapılır:
Gebelikte ultrason aşağıdaki sorulara cevap aramak amacıyla kullanılır
– Gebelik var mı? Normal yerinde mi? Rahim içerisinde mi?
– Gebelik canlı mı?
– Gebelik kaç aylık? Kaç haftalık?
– Bebeğin ense kalınlığı normal mi?
– Bebeğin tahmini kilosu ne kadar? Haftasına göre kilosu gelişimi normal mi?
– Bebeğin duruşu düz mü?
– Bebeğin eşi (plasenta) normal mi? Eşin yerleşimi normal mi? Doğum yolunu kapatıyor mu?
– Bebeğin kafa çapı bacak uzunluğu normal mi?
– Bebeğin suyu normal mi?
– Bebekte bir anomali var mı? 18-20 hafta civarında yapılan ayrıntılı ultrasonografi ile bebeğin organlarında bir gelişim bozukluğu var mı araştırılır. Ayrıntılı ultrasonografi hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
– Biyofizik profil değerlendirmesinde bebeğin hareketleri, kas tonusu ve solunumu değerlendirilir.
– Erken doğum riski varlığında rahim ağzı uzunluğu ölçülebilir.
– Rahim ve yumurtalıklarda myom veya kist varmı?
– Cinsiyeti nedir?
– Gerekli durumlarda doppler inceleme (kan akımı) değerlendirilir.
– Amniosentez veya CVS gibi müdahalelerde kullanılır.

Gebelik süresince 3 veya 4 boyutlu ultrason yapılması rutin olarak şart değildir, bu sadece aile bebeğin yüzünü, ellerini vb. görmek isterse faydalıdır, bebeğin durumunu ve özür varlığını araştırmakta faydalı değildir. Gebelikte rutin olarak normal 2 boyutlu ultrasonların kullanılması yeterlidir.

Ultrason ne sıklıkta yapılmalıdır?
Gebeliğin durumuna ve saptanan risklere göre değişmekle birlikte çoğunlukla en azından aşağıda belirtilen zamanlarda yapılır. Gerekirse daha farklı zamanlarda da ek olarak uygulanır.
– Gebeliğin ilk aylarında
– 11-14 hafta arasında
– 18-20 hafta civarında ayrıntılı ultrasonografi
– 32 hafta civarında
– 38 hafta civarında

Ultrasonla cinsiyet ne zaman anlaşılabilir?
Cinsiyetin dış görünüş olarak 11. hafta civarında farklılaşmaya başlar fakat ultrasonla bu kadar erken tespit edilemez. Çoğunlukla 15-20 haftalarda ultrasonla ayırt edilebilir. Tabi bunda her zaman yanılma payı vardır. Ayrıca bazen bebeğin duruşundan dolayı cinsiyet tespitini yapmak hiç mümkün olmayabilir.

Transvajinal ultrason

ULTRASON NEDİR? NASIL ÇALIŞIR?
Ultrason ses dalgalarından faydalanarak görüntüleme sağlayabilen bir yöntemdir. (sound: ses) Buradaki ses dalgaları yüksek frekanslı ve insan kulağının işitemeyeceği ses dalgalarıdır. Ultrasonun çalışma prensibi ses dalgalarının farklı doku ve organlardan farklı şekilde yansıması özelliğine dayanır. Tıbbın sadece kadın hastalıkları ve doğum dalında değil hemen hemen bütün branşlarında kullanılan çok faydalı bir görüntüleme yöntemidir.
Ultason cihazının ses dalgaları gönderen ve dokulardan geri dönen ses dalgalarını algılayan vücuda tutulan kısmına prob denir. Prob geri dönen ses dalgalarını algılar ve bunları bir tür bilgisayar yani işlemci içerisinde işleyerek görüntüye dönüştürür. Görüntü monitörde izlenir.

Transvajinal ultrason: Ultrasonun prob kısmı vajina içerisine kolaylıkla yerleştirilebilecek şekilde tasarlanmıştır. Genellikle erken gebelik dönemlerinde ve bazı jinekolojik patolojilerin değerlendirilmesinde sık kullanılır. Obez hastalarda karından ultrasona göre daha net görüntü sağlar.
Normal standart pelvik (karından) ultrason: Geniş bir prob kullanılarak büyük gebeliklerin değerlendirilmesi ve bazı jinekolojik patolojilerin değerlendirilmesi yapılır.
Doppler ultrason: Ayrı bir başlık halinde anlatılmıştır, burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
3 boyutlu (3d) ultrason: Prob ve bilgisayar yazılımı 3 boyutlu (en-boy-yükseklik) görüntü oluşturacak şekilde tasarlanmıştır.

4 boyutlu (4d) ultrason: 3 boyutlu görüntünün hareketli olarak alınabildiği ultrasonlardır.
Ekokakardiyografi: Fetusun kalbinin anatomik yapısı ve fonksiyonları açısından değerlendirilmesi amacıyla yapılan ultrason incelemesidir.

CIN 1 ,CIN 2, CIN 3 şeklinde derecelendirme ne anlama gelir

CIN 1, CIN 2, CIN 3
SERVİKAL İNTRAEPİTELYAL NEOPLAZİ

CIN nedir?

Cervical Intraepithelial Neoplasia kelimelerinin başharfleri CIN terimini oluşturur. Türkçe “Servikal İntraepitelyal Neoplazi” olarak adlandırılır. Serviks yani rahim ağzında meydana gelen bazı hücresel değişiklikleri ifade eder. CIN bir kanser türü veya malign neoplazi değildir. CIN terimi henüz kanser aşamasına geçmemiş hücresel değişiklikleri ifade eder. Bu değişiklikler serviksten (rahim ağzından) alınan biyopsi parçalarının patolojik incelenmesi ile belirlenir, yani CIN histopatolojik bir tanıdır. Smear tahlili veya HPV testi ile CIN tanısı konulamaz, serviksten biyopsi parçası almak gereklidir tanı için. Biyopsi bazen kolposkopi sırasında bazen kolposkopi olmadan muayenede izlenen şüpheli alanlardan alınır. CIN durumunda muayenede rahim ağzında yüzeysel bir lezyon görülebileceği gibi rahim ağzı tamamen normal de izlenebilir.

AIS (Adenokarsinoma in Situ)
Serviksin dış tarafı yani ekstoserviks squamöz epitelle kaplıdır, CIN bu squamöz epitelde ve transformasyon zonunda olan değişiklikler anlamına gelir. Endoserviks glandüler epitel ile kaplıdır, buradaki preinvaziv değişiklikler adenokarsinoma insitu olarak adlandırılır.

CIN 1 ,CIN 2, CIN 3 şeklinde derecelendirme ne anlama gelir?
CIN (Servikal İntraepitelyal Neoplazi) lezyonları hafiften şiddetliye doğru 1, 2, 3 şeklinde derecelendirilir. Bu derecelendirme histopatolojik incelemedeki görüntüye göre yapılır. Eğer hücresel değişiklikler serviks yüzeyindekii epitel tabakasının alt 1/3’ünde sınırlı ise CİN 1 denir. Alt 2/3’ü kaplamışsa CİN 2 denir. Epitelin 2/3’ünden fazlasını kaplayan lezyonlar CİN 3 olarak adlandılır.
CIN 1: Hafif atipik hücresel değişiklikler, hafif displazi
CIN 2: Orta şiddette atipik hücresel değişiklikler, orta dizplazi
CIN3: Şiddetli atipik hücresel değişiklikler, şiddetli displazi

CIN3’e eski terminolojilerde karsinoma in itu veya şiddetli displazi denirdi.

2012 yılında tanımlanan LAST terminolojisine (Lower Anogenital Squamous Terminology) göre,
CIN 1: LSIL
CIN2 ve CIN 3: HSIL
olarak adlandırılmaktadır.

CIN’lerin sebebi nedir? Kansere dönüşür mü?
CIN terimi o an hastada kanser olduğu anlamına gelmez CIN’ler tedavi edilmez ise uzun yıllar sonra kansere dönüşebilecek lezyonlardır. Rahim ağzında meydana gelen HPV virüs enfeksiyonu yıllar sonra kansere neden olabilir, CIN’ler ise bu kanserler oluşmadan önceki ara basamaklardır. Rahim ağzı kanserinde diğer çoğu kanserde olmayan bu basamaklı gelişme şekli kanseri oluşmadan yakalama şansı vermektedir. Bu nedenle CIN lezyonları tedavi edilerek kanser önlenmiş olur. CIN lezyonunun derecesi arttıkça kansere dönüşme riski artar, CIN 3 en riskli gruptur.

CIN bulaşıcı mıdır?
CIN’lerin çoğu HPV virüs enfeksiyonu nedeniyle, enfeksiyondan yıllar sonra oluşan lezyonlardır. HPV virüsü bulaşıcıdır, cinsel yolla ve cilt teması ile bulaşır. CIN lezyonunun kendisi bulaşıcı değidlir ancak hastada bulunan HPV virüsü bulaşıcıdır ve hastanın eşine veya cinsel partnerine bulaşabilir. HPV enfeksiyonu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

CIN ve HPV ilişkisi:
HPV virüsü ile enfekte olan kadınlarda rahim ağzında CIN 1, CIN 2, CIN 3 lezyonları oluşabilir ve daha ileri yıllarda kanser meydana gelebilir. Ancak HPV ile enfekte olan çoğu kadında bu lezyonlar ve kanser meydana gelmez. HPV enfeksiyonlarının yüzde 85’i CIN veya benzeri lezyonlara sebep olmadan kendiliğinden kaybolur. Kadınların yaklaşık %80’i hayatları boyunca HPV enfeksiyonuna maruz kalırlar ancak bunların çok az bir kısmında serviks kanseri (rahim ağzı kanseri) oluşur. HPV virüsü ve HPV enfeksiyonu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Takip ve tedavi nasıl yapılır?
CIN lezyonlarının takibi ve tedavisi lezyonun derecesine, daha önceki smear testi sonucuna (ASC-US, LSIL, ASC-H, HSIL), hastada mevcut olan diğer patolojilere ve hastanın yaşına göre planlanır.
CIN 1 bazı durumlarda tedavi gerektirirken çoğu durunmda sadece co-test (smear testi ve HPV testi) ile takip yeterlidir. Takip neticesinde CIN 1 lezyonlarının yüksek oranda gerileyerek kendiliğinden düzeldiği izlenir.
CIN 2 ve CIN 3 çoğu zaman tedavi gerektirir, bazı durumlarda kolposkopi ve smear testi ile takip edilebilmektedir.

CIN lezyonlarının tedavisi için ilaç tedavisi değil ablatif ve eksizyonel cerrahi yöntemler kullanılır. Bu yöntemler konizasyon, LEEP, kriyoterapi (dondurma), koterizasyon (yakma), lazer gibi yöntemlerdir.

Ağızdan alınarak veya rahim ağzına sürülerek uygulanan bir ilaç, krem, ovül, fitil vb. tedavi yöntemi yoktur. Bitkisel ilaçlar ve bitki kürleri gibi yöntemler denenmemelidir, bunların bir faydası olmayacağı gibi doktora danışılmadan uygulanan her tür tedavi çok kötü sonuçlara neden olabilir.

Ameliyat:
Servikal İntraepitelyal Neoplazi (CIN) tedavisinde en sık uygulanan ameliyatlar konizasyon (soğuk konizasyon) ve LEEP (LLETZ) yöntemidir. Bu ameliyatlarda rahim ağzından koni şeklinde parça alınarak CIN lezyonu tamamen uzaklaştırılır. Eğer alınan lezyon sınırında halen CIN izlenirse yani lezyon tamamen alınamamışsa bu durumda işlem tekrarlanabilir (rekonizasyon).

CIN 2 ve CIN 3 tedavisi sonrasında CIN nedeniyle veya başka bir nedenle rahimi ve rahim ağzı ameliyatla tamamen alınan hastalar (histerektomi ameliyatı) smear takiplerini bırakmamalıdır. Bu hastalarda ameliyattan sonra en az 20 yıl daha smear takibine devam edilmelidir. Hasta 65 yaşını geçse bile 20 yıl dolmadan takip bırakılmamalıdır.

HPV Aşısı (Rahim ağzı kanser aşısı) yapılabilir mi?
HPV aşıları hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu aşıların tedavi edici özelliği yoktur, CIN veya benzeri lezyonları, rahim ağzı kanserini tedavi etmez ancak bu lezyonlar oluşmadan önce aşı yapılırsa lezyonların oluşmasını yüksek oranda önler.
CIN 1, 2, 3 veya başka bir servikal patoloji mevcut olan kadınlara da HPV aşısı uygulanabilir. Bu kişiler zaten HPV virüsü ile enfekte oldukları için aşının koruyucu etkisi azalabilir ancak aşı ilerde başka bir tür HPV virüsü ile enfekte olmalarını önleyebilir (HPV virüsünün bir tek değil onlarca türü vardır).